Mevlana Paranoyası

Kişisel gelişim yolları taştan; kötü hipnoz çıkardı beni baştan

Kişisel gelişim yolları taştan; kötü hipnoz çıkardı beni baştan

Son zamanlarda her yerde Mevlana'dan alıntılar arttı, hatta furya halini aldı denilebilir, doğrusu bu iyi…Elif Şafak adlı hoş hatunun"Aşk" namlı orta halli romanından sonra furya ivme kazanmış olsa da, yine iyi…Mevzu, bu alıntılar ve bu alıntıların içerdiği mesajı dostlarına iletmek gayretinin yanlışlığı falan değil. Alıntılar, hiç olmasa nisbeten derinliği olan; aşk, sevgi gibi kavramları içeren bir özelliğe sahip, e iyi…

Benim,sosyal tehlike olarak gördüğüm, insanların farkında olarak ya da olmayarak saplandığı "tanrı yanılgısı"…Bu, direkt ifade edilmediği gibi, insanların çoğu böyle bir sonuç ortaya çıktığının farkında bile değil. Bu durum, "İstediğini kalpten iste "evren"e gönder, olur." cümlesinden başlıyor; "Ben yok, O var" ifadesine kadar devam ediyor. "Evren" nedir kardeşim, kastedilen nedir söyleyen yok: Manitu'mudur, Hıristiyanların İsa Mesih'i midir, Musevilerin Yehova'sı mıdır, Budistlerin Buda'sı mıdır, Müslümanların Allah'ı mıdır? Evren nasıl bir niteliğe sahiptir ki senin isteğini kabul ediyor? Düşüncelerin, güçlü-makul hayallerin/isteklerin, duanın gerçekleşme gücüne eyvallah; neyi, nasıl, kimden istediğini bildikten sonra…Lakin benim bahsettiğim evrenden isteme popüler anlayışında bir gizli tanrılık iddiası var: Her şey bana bağlı, ben istersem olur. Madem benim isteğim/niyetim "evren" denen niteliği muğlak mekanizmayla yerine getiriliyor. Öyleyse bu anlayışa göre , aslında her şeye kadir olan, insanın kendisidir. Farkında olmandan, esasen ne anlama geldiğini kesitiremeden, okuduğu yüzer sayfalık birkaç kitapla bu inanışa kapılan internet ve kişisel gelişim çocukları, farkında olmadan "Kadir-i mutlak insan(!)" cılız iddiasına kapılıveriyorlar.

Bu durum, bütün tek tanrılı dinlerde "Rabbı inkar" anlamına gelen ciddi bir sorundur. Epeydir canımı sıkan bu durum hakkında bir şeyler yazmak istiyordum, lakin erteliyordum ta ki iyi tanıdığım birkaç arkadaşımın ağzından da "çekim yasası" rüzgarıyla "evren"e hükmeden isteme gücünü duyana kadar. Sen iste gerisini evrene bırak, halleder: Modern bir ilahlık iddiası, cılız bir kabarma…Ortalıkta taleplerini "evrene"e ha bre buyruk olarak gönderen ve aynı esnada kendi kabzılığına hükmü geçmeyen yüzlerce tanrı(!) cirit atıyor.

Bir diğer garabet ise daha farklı bir şekle bürünüyor. Birisi bir yerde "sonsuz sevgi ışığı"ndan bahsetmeye başlayıp ardından lafı Mevlana'ya getiriyor, Şems'ten devam edip "hepimiz sonsuz sevginin tezahürleriyiz"le devam ediyorsa zinhar antenlerim hassaslaşıyor. Çünkü bir süre sonra ifadeler: "Biz ışığız", "sonsuz ışığız" , "Biz O'yuz." hepimiz BİR'iz" vs şeklinde devam ediyor. İlk bakışta "Vay be ! Maşallah Mevlanalar, Yunuslar, Hallac-ı Mansurlar, Nesimiler canım Türkiye'mde çoğalıyor " diyebilirsiniz tabii… Cafelerde, barlarda, tatillerde, yaşam standardının ortalamanın epey yüksek olduğu zeminlerde; elini sıcak sudan soğuk suya hiç değdirmemiş yüzlerce Mevlana olması biraz düşününce insanın garibine gidiyor doğrusu. Bir defasında hipnoz eğitimlerime katılan ve terapist olarak yaşamını kazanan bir arkadaşım Nişantaşı'nda bir seminer salonuna davet etti beni, oradaki hocaya benden bahsetmiş, e bana da ondan bahsetti. Israrla ikimizi tanıştırmak istiyor halis niyetle… Ben de eşlik ettim ve yaklaşık üç- dört saat devam eden eğitimi sabırla dinledim, lakin gelin bana sorun mevzuyu…Adam "Sonsuz sevgi ışığı" ndan başladı, nefes tekniklerini anlatırken Budistlerin ibadet ritüellerini anlatarak devam etti, Mevlana Hazretlerinden bir tutam sos ilave etti ve lafı gediğe koydu " Biz hepimiz Bir'iz, O'yuz", "Aslında bütün dinler bir." Vs… Etrafıma şöyle bir baktım ve "Yarabbi sen aklıma mukayyet ol" diye dua ettim, zira etrafımda bir salon dolusu Mevlana vardı, hem de Nişantaşı'nın göbeğinde…Hatta Bazı Mevlana'ların başında, mevlevi külahı yerine güneş gözlüğü bile vardı. Bin senede ancak bir kez gelen bir insan-ı kamil cinsini birkaç saat içinde en az iki düzine, toplu olarak görünce haliyle şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım.

Kişisel Gelişim sektörünün bir - iki günlük enerji, meditasyon vs eğitimine katılan, bu çizgide iki "kişisel gelişim" kitabı okuyan nasıl bir hipnoza maruz kalıyorsa kendini tanrının yeryüzündeki tecellisi zannediyor, bu ne menem bir baş döndürücü kişisel gelişim hızıdır ki insanı direkt tanrılık mertebesine geliştiriyor. Oldukça kaba saba ve yüzeysel bilgilerle, hoşa giden üç beş "aşk/ilahi aşk, sevgi " gibi kavramlar bazı tip seminerlerde, kitaplarda, facebooklarda, iki dirhem bir çekirdek sözüm ona tasavvuf esvabıyla telkin hükmünde dört nala gidiyor; referans olarak Mevlana verilince, yoruma açık olan mesnevi parçaları ile de telkinler beslenince insanlar çer çöpüne bakmadan sunulanı olduğu gibi kabul ediyor. Bir süre sonra da "Ben, O'yum, sonsuz ışığım. Bütün yaratılmış O" şeklindeki ifadelerle kendini haşa tanrı zannediyor farkında bile varmadan…Nişantaşı'ndaki kafeden, Bodrum'daki istirahatgahından, kahvaltısnı yaptığı rahat evinden, akşama kadar search yapmaktan nasırlaşan elleriyle son model PC'sinden, blackbarry'sinden "enel hak"ın tercüme edilmiş ve gizliden budist içerği çoğaltılmış metinler dört nala…"Biz O'yuz" diyen hali vakti yerinde cümle zevata bakıyorsun Mesnevi'nin birinci cildinin önsözünü bile okumamış, Mevlana'nın dervişliğini, ilmini, vazgeçerek adanışını, çilesini hele orucunu namazını niyazını anan yok ki yapanı bulasın. Rahmetli Mevlana'nın ömrü ilimle, zikirle, ibadetle çileyle geçmiş. Hallac-ı Mansur "enel hak" için kellesini vermiş. Rahmetli Nesimi'nin canlı canlı dersini yüzmüşler. Bizim modern Mevlanalar, dervişler dondurma yerken "ilahi aşk"tan bahsediyor, pembe romanı okurken hissettikleri romantizmi ilahi aşk zannedip, birkaç seminerle süper bir kişisel gelişim göstererek nerdeyse uçuyorlar…Yarabbi sen akılma mukayyet ol…

Travmatik bir ilişkinin ardından yaşadığı çöküntüyle bana müracaat eden bayan bir danışanımın facebookla başlayan "mevlevilik" hikayesini de burada anmak gerek: Facebookta tanıştığı bir "Modern Mevlana"ya nasıl kapılışını, iletişim seyrini, ilişkiye dönüşmesini ve en sonunda ayrılış öyküsünü sorunu çerçevesinde benimle paylaşmıştı. Modern Mevlanalar için on derste kız tavlama metotları da denilebilir aslında: Yakınlaşmak istediği biri mi var, aşkla ilgili on kamyon Mevlana metni var, copy/past anında…kitap okumuş olmaya bile gerek yok. Önce Modern Mevlana havalarında googleden bulduğun Mevlana beyitlerini servis yapacaksın, profilinden endamını beğendiğin bir hatuna "sonsuz sevgi"den başlayarak, "Biz, O mükemmel ruhun bölünmüş parçalarıyız, O eşsiz bütüne aitiz." Diyerek sohbeti ve alakayı deruni mevzularla olgunlaştıracak, ardından "ne olursan ol yine gel" çağrılarılarıyla, bir iki buluşmadan sonra "sonsuz sevginin/ilahi aşk'ın yataktaki tecellisinden bahsederek işi bağlayacaksın. Sonrası mı, mağdure dervişelerden sormak lazım. Haa sapla samanı birbirinden ayırabilen birisine mi denk geldiniz ve red mi edildiniz, kolayı var: Facebook'taki sayfana Şems'in ayrılığından dem vuran birkaç Mevlana beyti yaz, meğer ruh ikizimi hala bulamamışım tefsirinden sonra, srada bekleyen bedevadan mevlevi adaylarıyla şansını denemeye devam et…

Mehmet BAŞKAK
01 Şubat 2011

Ad & Soyad
E-Posta
Yorum